Sunday, November 23, 2014

Nevrotik Depresyon

Biliyorum ki bugün de diğerlerinden farklı değil. Hayatımda her zaman önemli kararlar vermek zorunda kalıyorum. Bir günüm, bir günümü hiçbir zaman tutmuyor. Aslında itiraf etmeliyim ki, yıllardır kendime gelememiş olmam da bir sebep. Hayatımın ve gençliğimin en büyük hatasını okyanus gibi gözleri olan bir adamı severek yaptım. Sonra beni terk etti ve üstüne başkasıyla evlendi. Şimdilerde görüyorum- evet hala takip ediyorum- beyefendi bayağı bir mutlu. Ondan sonra yediğim ikinci darbe, biricik dostumun hayata veda etmesi olmuştu, zira eski sevgilimdi ve gerçek dostumdu. Hayali ve ebedi dostluk arasında bir çizgimiz vardı onunla. En azından ne zaman üzgün olsam, yanımda olurdu. Birlikte Serseri Aşıklar izleyip, çikolata yerdik. Neden beni bulur bunlar anlamam.
Bu aralar da hayatım üzgün olmanın ötesine gitmiyor aslında, biricik dostumu anıyorum, özlüyorum her gün . Çünkü daha 2 gün önce uzun süredir birlikte olduğum -9 ay- bir adamdan ayrıldım. Bu süre bana uzun geliyor evet. Hayatımda hiç hamile olmadım, ama bana dokuz doğurtan bu adam ile yollarımı ayırmak gerektiğinin farkında olup, kendisini terk ettim. Üzgünüm çünkü hayatımda yeterince boşluk varken, bir de bu boşluk oldu. Bilmiyorum. Tam 2009 yılından bu yana, yani nereden baksanız 5 yıldır, hayatım tam anlamıyla karambole geçiyor. Yaptığım hiç bir şeyden zevk almıyorum. Psikoloğa gitmeyi düşünüyorum ama ne diyeceğim ki? Bana en fazla aptal bir reçete yazıp, mutluluk veren ilaçlardan almamı sağlayacak. Oysa ben sadece beni dinleyebilecek birisini hayal ederdim.

Rüyamda bir ev gördüm. Birkaç tane de şiirsel yazı. Lavaboda, mutfakta, her yerde bir şeyler yazan bir adamın ardımdan yazdıklarını okudum. Kim peki bu adam? Ben görebilecek miyim onu? Neden rüyalar bu denli aptal anlamıyorum. Bazen çok sıkılıyorum. Sürekli uyumak gereksiz olsa da uyku çok gerekli gibi. Öyle rüyalar oluyor ki, uykuna devam etmek istiyorsun.

Müzik... Müzik olmasaydı, ben dört duvar arasına sıkışmış birisi olurdum. Dün akşam şarkı söyleyemedim diye ağlamak geldi içimden. Bu aralar suratım sürekli düşük, sürekli uykum var, param da pek yok. Hayatımı öylesine boş yaşıyorum ki, düşünüyorum, müzikten sonra beni ne mutlu ederdi diye. Telefon rehberimdeki herkesi sildim. Görüştüğüm 3-4 arkadaşım hariç. Artık sanırım istemiyorum. Mutlu olmak bu denli zorsa, bırakın mutsuz olalım. Mutlu eder gibi yapıp, sonra mutsuzlukla bırakıp bizi dört duvar arasına sıkıştıranlara selam olsun.

No comments:

Post a Comment